Volume: 7
Issue: 2
Year: 2019
J ETA Maritime Sci: 1 (2)
Volume: 1  Issue: 2 - 2013
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL (ED)
1.Editorial

Page V

ORIGINAL RESEARCH (AR)
2.Artificial Neural Networks Approach in Modelling An Offshore Petroleum Platform
Ayhan Menteş, Murat Yetkin, Nagihan Türkoğlu, İsmail Yalçın, Hakan Akyıldız, İsmail Hakkı Helvacıoğlu
Pages 1 - 8
Bu çalışmada, Karadeniz’in derin sularında petrol üretimi yapılacak bir bölgede hizmet
verecek çok noktalı tanker-şamandıra bağlama sisteminin modellemesi, Yapay Sinir
Ağları (ANN) yaklaşımı kullanılarak yapılacaktır. Başlangıçta, ele alınan platform
modeli, OrcaFlex programına tanıtılacaktır. Daha sonra, bölgede etkin çevre koşulları
(rüzgar, dalga, akıntı vb.) dikkate alınarak OrcaFlex programında bir set simülasyon
çalışması gerçekleştirilecektir. Elde edilen çıktılar, ANN modeli için başlangıç girdi
değerleri olacaktır. ANN modeli kullanılarak, çok farklı çevre şartlarında olası gerilme,
yer değiştirme miktarları, bağlama şekli, bağlama yeri vb. tahmini mümkün olacaktır.
Bu modelin farklı platform şekilleri için kullanılması, değişik operasyon şartları için en
güvenilir platform modelinin tespitinde önemli bir rol oynayacaktır.
In this study, a spread mooring system modelling is carried out by using Artificial
Neural Network (ANN) technique. The mooring system is to be used for the oil
production at the deep waters of the Black Sea. At the beginning of the study, the spread
mooring system motion and structural responses will be analysed using commercial
software. Then, a set of simulations will be carried out by repeating the analysis for
different environmental conditions (such as different wind, wave, current direction
and load combinations). The calculated data will be used as an input in the ANN
technique. Hawser tensions, motion displacements and selection of mooring types can
be estimated by using ANN. Utilization of the ANN technique will play an important
role to determine the most reliable platform type for the different operation conditions.

FULL TEXT
3.Journal of ETA Maritime Science (Volume: 1 Issue: 2, 2013)

Pages 1 - 81
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL RESEARCH (AR)
4.A General Comparison in relation to the World Maritime Training Activities
Feramuz Aşkın, Ayşe Yılmaz, Ender Yalçın
Pages 9 - 18
Deniz taşımacılığındaki artan profesyonelleşme gereksinimleri bu alanda hizmet
veren personel ve mürettebatın aynı düzeyde eğitim alması ile cevap bulacaktır.
Bu da eğitim veren kurum ve üniversitelerin belirli bir standartta eğitim vermesi ile
mümkün olacaktır. Burada üzerinde durulması gereken konu eğitim veren kurumların
eğitim düzeylerinin alt ve üst noktası arasındaki farkın mümkün mertebede birbirine
yakın olması ile belirli bir kalite düzeyinde tutulabilecek olmasıdır. Bunun için eğitim
veren kurumların uyması gereken başta STCW Manila kararları gibi uluslararası
standartlar olmak üzere, iç mevzuatlar, çeşitli idarelerin önerileri ve kararları, EMSA
gibi denetleyici birimlerin üzerinde durmuş olduğu çeşitli standartlar bir dayanak
noktası oluşturacaktır. Bu çalışmada yazarlar, farklı düzeylerde eğitim veren örnek
eğitim sistemlerinin karşılaştırılması yolu ile bu standartların uygulanması hususunu
göz önüne sermeyi hedeflemektedir. Böylece bu bildirinin yazım amacı olan ve
standartlarla genel kaideleri belirlenmiş daha kaliteli ve profesyonel eğitim sistemine
geçişe katkıda bulunulabilecektir.
Increasing professionalise requirements in maritime transportation is to correspond
to same level training of crew who works in this field. This can be achieved by means
of standart training facilities in the instution and university. In here, the point to be
considered is to keep quality in a determined educational level has a little difference
between lowest and top point. For this aim, international standards such as STCW
Manila amendments in particular, national legislations, recommendations and
resolutions of related administrations, various considered standards by EMSA and
other control authority etc. will consitiute reference point. In this study, authors aim
to reveal applications of these standards by comparing sample training systems give
education in different degree. Therefore, it will be contributed to turn into more quality
and professional training system is aim of this article and designated basic principle
together with standards.

5.Evaluation of Integration of Seaway and Railway in Intermodal Transport in terms of Economic and Environmental Aspects
Cem Saatçioğlu, Mehmet Sıtkı Saygılı
Pages 19 - 26
Uluslararası ticaret gelişirken, yoğun rekabet ortamında işletmelerin kar marjları
daralmaktadır. Ürün ve hizmetlerin hedef pazar ve tüketicilere uygun yer, zaman
ve fiyat koşullarında rekabetçi bir yapıda sunulabilmesi için toplam maliyetlerin
düşürülmesine ve talebin tam zamanında karşılanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu
nedenle tüm taşıma türlerinin üstün yönlerinden yararlanarak birden fazla taşıma
türünü bir araya getiren intermodal taşıma sistemi önem kazanmaktadır.
Eşya taşımacılığında kullanıcıların büyük oranda denizyolu ve/veya karayolu
taşımacılığını tercih ettikleri görülmektedir. Esnek ve hızlı bir taşıma sistemi
olması nedeniyle tercih edilen karayolları aynı zamanda kapıdan kapıya taşımacılık
yapılabilmesi için de ulaştırma sisteminin olmazsa olmaz unsurudur. Fakat yoğun
araç trafiği nedeniyle karayollarında tıkanıklıkların yaşanması, pahalı altyapı yatırım
maliyetleri, ağır tonajlı araçların kullanılmasıyla altyapının kısa sürede bozulması,
birim enerji tüketim maliyetlerinin ve kaza riskinin yüksek olması ile çevre ve gürültü
kirliliğinin günden güne artmasından dolayı ülkeler eşya taşımacılığında denizyoludemiryolu entegrasyonundan en yüksek seviyede faydalanmak istemektedir.
Bu çalışmada, eşya taşımacılığında zaman, mesafe, maliyet, enerji, çevre, trafik
sıkışıklığı konuları dikkate alınarak, intermodal taşımacılıkta denizyolu – demiryolu
entegrasyonunun sağlanmasında hangi etmenlerin etkili olduğu ortaya konulmaktadır.
Böylelikle mikro ölçekte işletmeler, makro ölçekte ise ulaştırma politikaları açısından
yapılacak çalışmalar değerlendirilmektedir.
As international trade develops profit margins of companies narrow down in
competitive environment. In order to supply products and services to target market
and consumers under suitable conditions of place, time and price, total cost needs to be
decreased and demand needs to be met on time. Therefore, intermodal transportation
that brings more than one transportation type together by utilizing superior aspects of
each transportation modality gains importance.
Consumers seem to prefer maritime and/or road transportation for carriage of goods.
Road transport is a sine qua non element of transportation system because it is flexible,
speedy and also it allows door-to-door transportation. However, because of traffic
jam related with heavy vehicle traffic, expensive infrastructure costs, rapid decay of
infrastructure with use of heavy tonnage vehicles, high unit energy consumption
costs, high accident risk, and gradual increase in environmental and noise pollution,
countries target maximum utilization of maritime-railway integration for carriage of
goods.
The present study reveals factors affecting maritime-railway integration in intermodal
transportation, considering issues like time, distance, cost, energy, environment
and traffic jam. Moreover, further studies regarding companies in micro level and
transportation policy in macro level are discussed.

6.Theoretical and Experimental Analysis of Nitrogen Oxide Formation in A Diesel Engine Converted to LPG
Hüseyin Emre Doğan, Hikmet Arslan, Rafig Mehdiyev
Pages 27 - 38
İçten yanmalı motorların (İYM) icat edilmesinin üzerinden yaklaşık 150 yıl geçti. 1955
yılında; egzoz gazlarının hava kirliliğine sebep olduğunun anlaşılmasının ardından,
motorlar üzerinde egzoz emisyonlarını düşürmeye yönelik çalışmalar başladı. Ayrıca
1970’li yıllarda ortaya çıkan petrol krizinin bir sonucu olarak, düşük yakıt tüketimine
sahip motorların üretilmesi gündeme geldi. İYM’ler karbondioksit (CO2) gazının
üretiminde büyük bir paya sahiptir. CO2 üretimi tamamen tüketilen yakıt miktarına
bağlıdır. Benzin motorlarının özgül yakıt tüketiminin genellikle dizel motorlardan fazla
olması sebebiyle, CO2 emisyon değerlerini sağlamakta güçlükler yaşanmaktadır. Dizel
motorlarda ise azotoksit (NOx) emisyonları sorun oluşturmaktadır. Bu iki sorunun
çözümü, kademeli dolgu ile çalışan motorların ve alternatif yakıtların kullanılması
ile daha kolay hale gelmektedir. Egzoz emisyonlarını sağlayan çevreci motorların
geliştirilmesi için TÜMOSAN A.Ş. ve İTÜ işbirliği ile başlatılan bir çalışmada; dizel
yakıtlı bir motorun, kademeli dolgulu ve LPG yakıtı ile çalışması için motor üzerinde
gerekli dönüşümler yapılmıştır. Bu motorda kademelenmeyi sağlamak ve ‘MR-Process’
yanma mekanizmasını gerçekleştirmek için MR-2 yanma odası kullanılmıştır. MR-2
yanma odası zengin ve fakir karışım bölgelerinden oluşmakta, yanma buji yardımı
ile zengin bölgede başlamaktadır. Bilgisayar ortamında oluşturulan tek boyutlu bir
hesaplama yazılımı ile teorik hesaplamalar yapılmıştır. Hesaplama ve deneylerden elde
edilen sonuçlar göstermektedir ki, motorun LPG yakıtı ile çalıştırılması durumunda,
NOx emisyonları standartların istediği seviyeye düşerken güç ve yakıt tüketimi
değerlerinde önemsiz değişiklikler olmaktadır.
Internal combustion engines (ICE) were invented about 150 years ago. In 1955, after
the realization of that exhaust gases contribute to air pollution, scientists have began
research to reduce exhaust emissions on the engines. In addition, as a result of the
oil crisis in the 1970s, production of engines having low fuel consumption became
significant. ICE have a large share of the production of carbon dioxide (CO2) gas.
Generally, gasoline engines have more specific fuel consumption than diesel engines.
Therefore, CO2 emissions are an important problem for gasoline engines. On the other
hand, the primary problem for diesel engines are nitrogen oxides emissions. With
the use of stratified charge engines and alternative fuels are becoming easier to solve
these two problems. A project has been started for the development of environmentally
friendly engines by ITU and TUMOSAN Inc. In this project, a diesel engine was
converted to LPG fuel. MR-2 combustion chamber is used in this engine to create a
stratified charge and perform ‘MR-Process’ combustion mechanism. MR-2 combustion
chamber consist of different two regions where first region contains rich mixture and
other region includes poor mixture. Then, the combustion is started in rich mixture
zone. A one-dimensional software program on the basis of turbulent combustion
model has used to theoretical calculations. Calculations and experimental results show
that when the engine is operated with LPG fuel; NOx emissions reduced to the desired
levels, but not a important change in power and fuel consumption values.

7.Siege of Malta in 1565 by Ottoman Empire and the Mediterranean Strategy of Suleiman the Magnificent in the 16th century
Levent Kırval
Pages 39 - 46
Bu makalede 1565 yılında Osmanlı İmparatorluğu hükümdarı Kanuni Sultan
Süleyman’ın, Akdeniz’den önemli bir güç konumunda olan ve Papalığa bağlı St.
John Şovalyeleri’ni tamamen ortadan kaldırmak için büyük bir donanmayı Malta’ya
göndererek gerçekleştirdiği, Malta Kuşatması analiz edilmektedir. Bu bağlamda
Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. yüzyıl Akdeniz stratejisine ve dönemin uluslararası
ilişkiler ortamına da değinilmektedir.
In this article, the Siege of Malta by the Ottoman Naval forces in 1565 is analysed.
The Sultan Suleiman the Magnificent orders his Navy to sail to Malta and end the
sovereignty of the Knights Hospitaller (Knights of Malta) on the island who were under
the direct command of the Pope in Vatican. In this context, the Ottoman Empire’s
political strategies in the Mediterranean during 16th century and the international
relations of the period is also studied.

8.Automation of Loading and Discharging Operation System in Tankers
Murat H. A. Altun, İsmail Çiçek, Ahmet Bilici
Pages 47 - 58
Tanker tipi gemiler için yükleme tahliye operasyonları en kritik operasyonlardır.
Gemi limanda iken çevre kirliliği, yangın ve patlama riski ile kaza sonucunda
doğabilecek zararların büyük ölçeklerde olma olasılığı yükleme-tahliye operasyonlarını
kritik hale getirmektedir. Bu kazaların oluşmasındaki nedenlerin başında personelin
üzerine düşen ağır iş yükü neticesinde oluşan aşırı yorgunluk gelmektedir.
Bu çalışmada, insan hatasını ve doğabilecek operasyonel riskleri en aza indirgemek
için yükleme ve tahliye operasyonunun operatör tarafından belirlenecek kriterlere
göre çalışan bir otomasyon sisteminin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu sistemin
oluşturulması için gemi stabilite formüllerinden yararlanılarak oluşturulacak bilgisayar
programları kullanılacaktır. Oluşturulan bilgisayar yazılımı sayesinde geminin kargo
ve balast tanklarında bulunan mevcut değerler belirli aralıklarla ölçülüp operatör
tarafından belirlenen trim, meyil, kargo akış miktarı, basınç ve geminin intakt
stabilite kriterleri hiçbir safhada aşılmadan operasyon gerçekleştirilebilecektir. Sistem,
otomasyon sistemine bağlı olan kargo ve balast tanklarının valflerini belirlenen
kriterlere bağlı kalarak ayarlamaktadır. Tüm bunları yaparken girilen kargo akış
miktarı ve basınç değerlerine bağlı olarak kargo pompasının cinsine bağlı olarak devir
sayısını ayarlayabilmektedir. Otomasyon sistemi emniyet açısından beklenmedik
durumlarda alarm vererek operatörü uyarmaktadır. Alarm sistemi meyil, basınç,
intakt stabilite, akış miktarı ve trim değerleri için farklı olarak ayarlanmakla beraber
operatörün belirleyeceği periyotlarda susturulmaması neticesinde genel alarm devreye
girecek şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca geminin fribord ve draft değerleri arasındaki fark
hesaplanarak geminin ne kadar yükseldiği ve alçaldığı hesaplanmaktadır. Yapılan bu
hesap neticesinde bağlı olan gemi halatlarına yük binebileceği ya da tutma kuvvetinin
azalabileceği gösterilebilmekte ve bu sayede halatların kesmesi(kopması) önlenmiş
olmaktadır. Sistemin alarm seviyeleri ve tasarım detayları bu yazıda detaylandırılmıştır.
Sistem istenilen aşama esnasında kapatılıp manuel yükleme tahliye operasyonuna
başlanabilmektedir.
Yapılan bu otomasyon sistemi sayesinde operatör tüm tanklardaki değerleri her
seferinde kontrol edip tank valflerini ayarlamak için zaman kaybetmemekte, bu zamanı
meyil, trim, intakt stabilite, kargo miktarı değerlerini takip etmede ve ilk hedefteki
kargo-balast değerlerine ulaşım safhalarını takip etmekte kullanacaktır. Bu sistem
sayesinde operatörün aşırı yoğunluğu önlenmiş olmakta, dolayısıyla yorgunluğun
önüne geçilmesi sayesinde insan kaynaklı hataların minimize edilmesi sağlanmış
olacaktır. Alarm sistemleri sayesinde oluşabilecek beklenmedik kazaların önlenmesi
hususunda erken müdahale yöntemi geliştirilmiş olacaktır.
Bu sunumda, tasarlanan otomasyon sisteminin kullanıcı gereksinimleri, teknik isterler,
proje ilk tasarımı için blok diyagramlar, projenin hayata geçirilmesi için belirlenen
yol haritası ve izlenecek spiral proje yönetimi doğrultusunda proje tasarımı
anlatılacaktır.
Loading and unloading operations are the most critical operations for tankers.
Probability of substantial damages that may arise as a result of accidents and risk of
pollution, explosion and fire make loading-unloading operations more critical while
vessel is at the harbour. The first and most important reason foroccurrence of that
accident is excessive crew fatigue that originates as a result of the heavy workload.
In this study, it is targeted to compose an automation system for loading-unloading
operations which works according to criteria to be determined by operator for
minimizing human errors and operational risks. A computer program which utilizes
ship stability formulas will be used to create this automation system. Through this
computer generated software, cargo and ballast tanks will be measured at regular
intervals and all phases of operation will take place not exceeding the limit of trim,
declination, Cargo flow, pressure and vessel intact stability which all determined by
operator. Ballast and cargo valves controlled by automation system will be regulated
by the system adhering to the specified criteria. While all of these, revolution number
of pump will be adjusted adhering to entered cargo flow and pressure value and pump
type. Automation system warns the operator giving an alarm in terms of unforeseen
safety events. Although alarm system will be set by different values of trim, declination,
cargo flow, pressure and vessel intact stability.The system is designed that general
alarm will start and sound as a result of the alarm cannot be silenced at intervals to
be determined by operator. Also, how much ship will sink and float is calculated in
accordance with the difference between freeboard and draught by the system. As a result
of these calculations it shows that ship’s tied ropes will have increased or decreased
loads whereby rupture of ropes are prevented. Alarm levels and design details of system
was elaborated on this study. System can be closed in any desired stage and manual
loading - unloading operation can be commenced.
Operatorswill only spend their time to followthe trim, declination, cargo flow, pressure
and vessel intact stability and to reach the first targeted cargo and ballast values by the
help of this system. Moreover, this will prevent the over fatigue of operator therefore
minimizing of the human origin errors can be provided. Due to the alarm system, early
intervention method which prevents the unexpected accidents that may occur will be
developed.
In this paper user needs, technical demands, project first design block diagram, map
of the project implementation and spiral project management of the designed
automation system will be explained.

9.Marine Accident Analysis by Using Pairwise Comparison
Yunus Emre Şenol, Bekir Şahin, Serdar Kum
Pages 59 - 64
This paper investigates the process of marine accident analysis for the official
interpretation to define the rate of defects of vessels in the intended case and proposes
the pairwise comparison approach which is frequently used in AHP method. The
assessment of marine accidents is a complicated and sophisticated problem which
needs a professional and fair judgment based on the existing evidences and navigational
specs. However, human judgment is limited and it is usually problematic to evaluate
several aspects of a case. The pairwise comparison method is first suggested to simplify
decision making process for ranking or selecting an item among the alternatives and it
is an essential part of analytic hierarchy process. By utilizing the pairwise comparison,
the defect rate of a snapshot of marine accident is calculated in a stepwise approach.

10.Operational Measures For Energy Efficiency In Shipping
Emin Öztürk
Pages 65 - 72
The aim of this study is to identify potential solutions to improve energy efficiency of
the existing ships. To have an Ship Energy Efficiency Management Plan (SEEMP) on
board has become mandatory for all ships starting from 1 January 2013. Increasing
fuel prices and growing environmental concerns are driving the shipping industry
to be more efficient. Therefore it is necessary to develop energy efficient operational
measures.

11.Importance of Data Mining Applications in terms of Logistics and Maritime Sectors
Eyüp Akçetin, Ufuk Çelik, Hidayet Takçı
Pages 73 - 80
Dünya bankası lojistik performans indeksi 2012 raporuna göre Türkiye 27. sırada yer
almaktadır. Geçmiş yıllara göre lojistik performans indeksi daha iyiye giden Türkiye,
2023 yılı ekonomik hedefleri doğrultusunda lojistik performans indeksinde üst
sıralarda yer almalıdır. Bunun için ekonomik altyapısını geliştirmelidir. Ayrıca lojistik
ve denizcilik sektörü bakımından başarılı ülkeler ile arasındaki lojistik altyapısal farkları
analiz edip ona göre yatırım yapmak zorundadır. Bunun için lojistik alanındaki küresel
büyük verinin toplanması, temizlenmesi, modellenmesi ve analiz edilmesi gereklidir.
Modelleme için en iyi yöntemlerden birisi de veri madenciliğidir. Veri madenciliği bir
konuya ait bilgi kümesinde o anki durumu net bir biçimde göstermesi ve ileriye yönelik
öngörüleri içermesi açısından çok değerli bilgiler sağlayabilir. Bu çalışmada birçok
alanda uygulanan veri madenciliğinin lojistik sektöründeki uygulamaları gösterilmiş
ve Türkiye açısından önemi ele alınmıştır.
According to World Bank Logistics Performance Index Turkey ranks 27. Turkey,
logistics performance index of which compared to previous years has been improving,
should rank on the top according to 2023 economic objectives. Therefore, it should
improve its economic infrastructure. In addition, it should model the logistics facility
differences well among the successful countries in terms of logistics and maritime
sector. It is also necessary to analyze the differences in logistical infrastructures between
Turkey and leader countries in maritime and logistics in order to make the right
investment decision. therefore it is necessary to collect, prepare, model and analyze
data globally in logistics field. One of the best ways of modelling is data mining. Data
mining can provide valuable data to include future related predictions and its showing
clearly the present situation in the knowledge cluster in a specific topic. In this study,
the applications of data mining in logistic sector in various fields were shown and it
evaluates the importance of it in the case of Turkey.




Copyright © 2019 JEMS
Lookus & OnlineMakale