Volume: 7
Issue: 2
Year: 2019
J ETA Maritime Sci: 4 (2)
Volume: 4  Issue: 2 - 2016
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL (ED)
1.Editorial
Selçuk Nas
doi: 10.5505/jems.2016.22043  Pages 103 - 104
Abstract | Full Text PDF

FULL TEXT
2.Journal of ETA Maritime Science (Volume: 4 Issue: 2, 2016)

Pages 103 - 188
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL RESEARCH (AR)
3.A Research on Effects of New Technologies and Alternative Fuel Applications on Air Pollution and Tugboat Production
Murat Yapıcı, Birsen Koldemir
doi: 10.5505/jems.2016.30602  Pages 105 - 112
Günümüzde deniz ticareti yoğunluğu artarak devam etmektedir. Bu yoğunluk liman hareketliliğinin artmasına neden olmaktadır. Liman içerisinde emniyetli gemi giriş çıkışlarının gerçekleştirilmesi için optimum manevra kabiliyetine sahip römorkörlere olan ihtiyaç artmaktadır. Ana amacı deniz taşıtlarının manevra kabiliyetini arttırarak emniyetli yanaşmalarını sağlamak, gemilere refakat etmek veya makine gücüne sahip olmayan yüzer yapıların hareketini emniyetli bir şekilde sağlamak olan römorkörlerin 18. yüzyıldan günümüze pervane ve sevk sistemlerinde büyük gelişmeler olmuştur. Kullanış amacına göre römorkörler, açık denizlerde, nehir, boğaz ya da kanal gibi dar suyollarında, tersane ve limanlarda yakın ve uzak mesafelerde hizmet vermektedirler. Çekme ve itme gücü son derece yüksek olup, kendi tonajlarının çok üzerinde deniz araçlarına hizmet verebilme kabiliyetleri gün geçtikçe artmaktadır. Ayrıca yeni teknoloji ve LNG gibi alternatif yakıtların kullanımı ile %92 NOx, %20 CO2, %98 partikül emisyonlarında azalma sağlayarak sera gazları açısından olumlu bir gelişim göstermiştir. Manevra esnasında römorkör kaynaklı toplam emisyonlar 105 dakikalık süre içerisinde 8.324 kg NOX, 745.554 kg CO2, 1.112 CO, 0.178 SO2, atmosfere salınmıştır.
Özellikle yeni inşa edilen gemilerin büyüyen tonajları ve limanların ihtiyaçları nedeniyle yeni nesil römorkörlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, alternatif yakıt ve yeni manevra teknolojilerinin römorkör manevra, makine gücü ve emisyon gazlarının azaltılması açısından incelenmiş, eksiklikler tespit edilerek çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
Today, maritime transport is continuing to increase in intensity. This intensity leads to increase in port mobility. For the realization of safe ship maneuvering in ports, the need for tugs capable of optimum maneuverability has increased. The main purpose of tugboat is to provide the docking safety by increasing the maneuverability of vessels, to accompany the ship or the movement of floating structures without machine power. Tugboats have been great advances in providing safety for propeller and propulsion systems from the 18th century until today. According to usage purpose, tugboats serve seas, rivers, channels such as the throat or narrow waterway, near and far distance in the shipyards and harbors. Pulling and pushing force of tugboats are extremely high. Ability of services are increasing tugboat tonnage day by day. Besides, the use of new technology and alternative fuels such as LNG showed a positive development in terms of greenhouse gas by providing 92% NOx, 20% CO2, 98% particle reduction in emissions. The total tug emissions during maneuvers in 105 minutes; 8,324 kg of NOX, 745.554 kg of CO2, CO 1.112, 0.178 SO2 are exhausted to the atmosphere.
Needs of new generation harbor tugs are due to growing tonnage of vessels. In this study, alternative fuels and new technologies were examined in terms of mechanical strength and reducing gas emissions. Solutions and deficiencies are identified.

4.Ergonomic Analysis Of Navigation Bridge Design: A Qualitative Study On User Perception
Erdem Kan, Hakkı Kişi
doi: 10.5505/jems.2016.09609  Pages 113 - 133
Denizcilik, teknolojinin ilerlemesi ile her geçen gün daha da gelişmekte ve köprüüstü çalışma ortamı açısından daha da karmaşık hale gelmektedir. Köprüüstü kullanıcıları bu karmaşa içinde her geçen gün insan-makine uyumunu kurmakta zorlanmaktadır. Bu nedenle ergonomik ilkeler göz önünde bulundurularak kullanıcı dostu köprüüstü tasarımları üretmek verimlilik açısından önemli bir katkı sağlayacaktır. Ergonomik köprüüstü tasarımları çalışanların ruh ve fiziksel sağlığını koruyarak, kalifiye insan kaynağı sıkıntısı yaşanan denizcilik mesleğinin, denizde çalışma koşullarını iyileştirerek daha fazla tercih edilmesine neden olacaktır. Buna ilave olarak denizcilikte yaşanan kazalarının temelinin büyük oranda insan hatasına dayanması nedeniyle köprüüstünde görev yapan gemiadamlarının verimliliğinin artması bu kaza risklerinin azalmasına, bu sayede çevre felaketlerinin ve ekonomik kayıpların yaşanmasına engel olacaktır. Köprüüstünde görevli gemiadamlarının tasarım açısından yaşadıkları sıkıntıları tespit etmek ve bu sıkıntılara çözüm önerileri sunmak amacıyla bu çalışma, belirli deniz tecrübesi bulunan uzman Türk gemiadamlarının katılımlarıyla nitel araştırma yöntemi olan yarı yapılandırılmış derinlemesine yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yapmak suretiyle değerlendirilmiştir. Köprüüstü tasarımsal olumsuzluklarının, ergonomi bilimi dikkate alınarak ve yakın gelecekteki teknolojik gelişmeler gözetilerek giderilebileceği açıktır.
Recent technological advancements have greatly contributed to the further improvement of shipping industry. This improvement, however, has brought about highly sophisticated working environment on ship bridges. One of the basic difficulties encountered in such environment has been shortage of effective harmony between users of ship bridges and machines used on ship bridges. As a consequence, user friendly bridge designs have been needed. To create such designs, utilizing ergonomic principles has been essential. Ergonomic bridge designs are likely to protect the mental and physical health of ship bridge users and improve the bridge working conditions. The improved conditions, in return, are most likely to help shipping industry attract qualified human resources. Besides, the safer working conditions on bridges will minimize the human errors and likely risks of accidents, also preventing environmental disasters and economic losses. The purpose of this study is to determine the difficulties encountered on ship bridges and develop effective proposals to mitigate these difficulties. To do this, a semi-structured interview has been conducted through a group of well-experienced Turkish mariners. The data collected have been evaluated by means of content analysis.The analysis reveals that the perceptions of ship bridge users of working conditions have some negativity. Based on the results, certain proposals have been developed to improve these conditions.

5.A Qualitative Study On Nutrition Of Turkish Seafarers
Serdar Kum, Timur Boşnak
doi: 10.5505/jems.2016.20591  Pages 135 - 147
Diğer meslek gruplarına göre gemi adamlarının çalışma şartları daha ağırdır. Özellikle 7/24 ve belirli periyotlarda (genellikle 3/6/10 ay) gemi üzerinde çalışan ve yaşayan gemi adamlarının temel gereksinimlerinin (barınma ve beslenme şartları) karşılanması önem arz eder. Doğru beslenme adına yapılması gereken her şey sırasıyla belirtilmiş, sağlıklı olmak ve sağlıklı yaşamak için önerilerde bulunulmuştur. Bu sebepten Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Gemiadamlarının Sağlık Rehberi yayınlanmıştır. Bu araştırmanın amacı Türk Gemiadamlarının gemide beslenme alışkanlıklarının belirlenmesidir. Böylece uluslararası standartlara uygun olup-olmadığı ve gemide beslenme şartlarının iyileştirilmesi hedeflenmiştir. Bu hedefleri gerçekleştirmek üzere anket hazırlanmış ve gemide farklı görev yapan 60 Türk Gemiadamına uygulanmıştır. Anket araştırmasına göre elde edilen sonuçlar incelendiğinde genel olarak Türk Gemiadamlarının sağlıklı beslendikleri yiyecek ve içeceklerine dikkat ettikleri saptanmıştır. Verilerden elde edilen bulgulara göre kendilerine zararlı olabileceklerini düşündükleri yiyecek ve içeceklerden uzak durdukları veya olabildiğince uzak durmaya çalıştıkları görülmüştür.
There is no doubt that Seafarers working conditions are much more difficult than any other occupation. Especially 7/24 in certain periods (usually 3/6/10 months) the basic needs of seafarers working and living on board (housing and feeding conditions) are a crucial matter to be met. The things in terms of right dieting, and suggestions are mentioned to be healthy and to live healthy. For this reason, World Health Organization (WHO) publishes Seamen Health Guide. The purpose of this research is to determine the dietary habits of the Turkish Seafarers on board. So whether it is in accordance with international standards and how nutritional conditions can be improved on board has been considered. To carry out these objectives a questionnaire survey has been prepared and applied to 60 Turkish Seafarers who work in different tasks. Considering the results obtained by the survey, generally, it was found that Turkish Seafarers pay attention to the food and drink they eat in order to be healthy, and stay healthy. The data obtained demonstrates that they are trying to stay away from harmful foods and drinks as much as they can.

6.Exergy Analysis of the Refrigerating System of a Ship Operating in Variable Sea Water Temperature Conditions
Veysi Başhan, Adnan Parlak
doi: 10.5505/jems.2016.55264  Pages 149 - 155
Bu çalışmada değişken deniz suyu sıcaklıklarında çalışan buhar sıkıştırmalı bir gemi soğutma sisteminin ekserji analizi yapılarak soğutma sistemi bileşenlerinin ekserji yıkımları hesaplanmıştır. Çalışmada, deniz suyu sıcaklığına bağlı olarak buharlaşma sıcaklığı, yoğunlaşma sıcaklığı, aşırı soğutma sıcaklığı, aşırı kızdırma sıcaklığı ve kompresör çıkış basınç değişimlerinin STK, II. Kanun verimi ve Ekserji yıkımına etkileri parametrik olarak incelenmiştir. Soğutma sisteminin analizinde soğutucu akışkan olarak R134A kullanılmıştır. Çalışma sonucunda deniz suyu sıcaklığı düştükçe STK ve II. Kanun verimi artarken ekserji yıkımlarının ise azaldığı görülmüştür. 40 °C deniz suyu sıcaklığında STK 2.79, II. Kanun verimi %65, toplam ekserji yıkımı 10.87 kW iken sıcaklık 18 °C ye düştüğünde ise STK 5.35, II. Kanun verimi %89 ve toplam ekserji yıkımı 7.55 kW olmaktadır. Soğutma sisteminde en büyük ekserji yıkımının kompresör ve genişleme vanasında olduğu görülmüştür.
Exergy destructions of refrigerating system components are calculated in this study by carrying out exergy analysis of a vapor compression refrigeration system on board a ship which operates on variable sea water temperature conditions. The effects of evaporation temperature corresponding to sea water temperature, condensation temperature, sub-cooling, superheating and compressor outlet pressure variances on COP, the 2nd Law efficiency and exergy destruction are parametrically examined. R134A was used as the refrigerating agent in the vapor-compression cooling system. As a result of the study, it was observed that exergy destructions reduce while COP and 2nd Law efficiency increase when sea water temperature decreases. While COP, 2nd Law efficiency and total exergy destruction are found as 2.79, 65%, and 10.87 kW respectively at 40 °C sea water temperature; the values have been calculated as 5.35, 89%, 7.55 kW respectively when sea water temperature is decreased to 18 °C. It was observed that the maximum exergy destructions of the refrigeration system occur in the compressor and in the expansion valve.

7.Evaluation of The Pyhsical And Pyhsiological Parameters of The Maritime Pilots In Respect of Occupational Qualification And Safety
Erkan Günay
doi: 10.5505/jems.2016.25743  Pages 157 - 163
Dünya genelinde Kılavuz kaptanlara ait iş kazaları incelendiğinde bu kazaların önemli bir bölümünün kılavuz kaptanın pilot çarmıhında bulunduğu sırasında meydana geldiği görülmektedir. Genellikle sıkışma ve düşme şeklinde oluşan bu kazaların ciddi sakatlıklar ve ölümlerle sonuçlandığı tespit edilmiştir. Bu veriler, kılavuz kaptanların fiziksel ve genel kondisyon durumlarının, mesleki yeterlilikleri ve iş emniyetleri açısından oldukça önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı; kılavuz kaptanların genel fiziksel, fizyolojik ve kondisyon durumlarının, mesleki yeterlilik ve iş açısından değerlendirilmesi amacıyla bir saha araştırması yapmak, elde edilen sonuçlar ile ilgili literatüre ve meslek çalışanlarına katkı sağlamaktır.
Saha çalışmasına yaş aralığı 36-56 olan 19 sağlıklı kılavuz kaptan ve kaptan adayı gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların boy, vücut ağırlığı, beden kütle indeksi (BKI) gibi fiziksel parametreleri ölçülmüştür. Ayrıca katılımcı grubun iş emniyeti tehlikelerinden biri olan pilot çarmıhı tırmanış hareketi ile ilgili olarak kardiyorespiratuar dayanıklılık durumları araştırılmıştır. Bunun için submaksimal 3 dakika basamak testi (YMCA 3-minute step test) aracılığı ile maksimum oksijen tüketim kapasiteleri (V02maks) değerleri ölçülmüştür. Ölçümler, 2015 yılı içerisinde Dokuz Eylül Üniversitesi’nde kılavuz kaptanlara yönelik eğitimler sırasındaki katılımcılar ile yapılmıştır.
Kılavuz kaptanların B.K.İ parametrelerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün BKI değerlendirme tablosuna göre normal aralığın üzerinde olduğu (26,2 kg/ m2), oksijen tüketim kapasitelerinin ise ortalama değerlerin altında kaldığı (32,5ml/kg/ dk.) tespit edilmiştir.
Sonuç olarak; kılavuz kaptanlık mesleği adaylarının fiziksel ve kondisyonel durumlarının değerlendirilmesi, izlenmesi ve zorunlu durumlarda iyileştirilmesi gerektiği söylenebilir. Bu yönde planlanan ve uygulanan düzenli fiziksel aktivitenin kaza ve sakatlık riskine karşı önemli bir koruyucu etkisinin olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca kılavuz kaptanlık mesleğine seçim kriterlerinin daha multidisipliner bir yönle ele alınması önerilmektedir.
When occupational accidents of the maritime pilots are examined throughout the world, it can be seen that a significant portion of these accidents occur while the pilot is on the pilot ladder. It was observed that most of these accidents, in the form of getting jammed and falling, has resulted in serious injuries and death. These data reveal that the overall physical conditions of the pilots are very important in regard of their professional qualifications and occupational safety. The aim of this study is to conduct a field research to evaluate the physical and physiological conditions of the maritime pilots with regards to their professional qualifications and serve the outcomes to the relevant literature and working group in this area.
Nineteen healthy maritime pilots and trainees (aged 36-56yrs) were volunteered to this study. Physical parameters as height, weight, body mass index (BMI) were measured. Cardiopulmonary endurance of the participants relating to the pilot ladder movements, which is one of the hazards for occupational safety, were measured. A 3-minute submaximal step test (YMCA) was employed to calculate the maximum oxygen consumption capacities (VO2max). Study was conducted in the education period of the maritime pilots in Dokuz Eylul University in 2015.
The results of the study revealed that the BMIs of the maritime pilots were over the normal range as per the World Health Organization Norms. Moreover, VO2max values of the participants were also lower (35ml/kg/min) than average.
As a conclusion, it can be said that general physical conditioning of the pilots and trainees should be evaluated, monitored and improved if required. Regular physical training planned for such purpose may be preventive against accidents and injuries. In addition, it is advised that the selection of the trainee pilots can be considered with a more multidisciplinary manner.

8.Performance Measurement and Evaluation of a Marine Diesel Engine
Adnan Parlak, Görkem Kökkülünk
doi: 10.5505/jems.2016.78942  Pages 165 - 173
Gemi dizel motorlarının fabrika ve seyir test değerlerine uygun olarak çalıştırılması hem güç yönünden hem de yakıt sarfiyatı açısından önemlidir. Mevcut gemilerde istenen yük aralıklarında üretilen gücün doğrudan motor üzerinden ölçülmesi çoğunlukla mümkün olamamaktadır. Bu hem dizel jeneratörler hem de ana makineler için geçerlidir. Bu durumda performansı değerlendirebilmek için işletme esnasında kompresyon basıncı, maksimum basınç, egzoz sıcaklığı ve yakıt pompa indeksi gibi veriler alınarak değerlendirme yapılmaktadır. Klasik değerlendirmede, performans değerlerinde kötüleşme meydana geldiğinde arızanın gerçek nedenini bulmak çoğunlukla mümkün olamamaktadır. Ortaya çıkan sorunlar için palyatif çözümler üretilerek, motorun daha uzun süreli yüksek performansta çalışması sağlanamadığı için orta ve uzun vadede çok daha büyük motor arızalarına yol açılabilmektedir. Bu çalışmada, bir gemiye ait jeneratör dizelinin silindiri içerisinden alınan basınç verileriyle çizilen p-V (Basınç-hacim) ve p-θ (basınç-krank açısı) diyagramları üzerinden güç ve yakıt sarfiyatına etki eden parametreler değerlendirilmiş ve performans iyileştirilmesi için izlenen yollar tanıtılmıştır.
It is significant that marine diesel engines should be run in accordance with factory or sea trial tests from the point of power and fuel consumption. It might not be possible to measure directly the power over the engine at the required load ranges. This is acceptable for both generator engine and main engine. In classical performance evaluation, compression pressure, maximum pressure, exhaust temperature and fuel pump index values are measured during operation. However, it is not possible to find the real reason of the fault in case of deterioration in the performance values. By solving the faults with palliative methods, far greater engine faults occurred in medium and long term due to the fact that the engine cannot be kept in high performance conditions. In this study, the parameters affecting the power and fuel consumption are evaluated by using p-V (Pressure-Volume) and p-θ (Pressure-Crank Angle) diagrams and the solution methods that improve performance are discussed.

9.Turkish Republic of Northern Cyprus Vessel Traffic Services (TRNC-VTS)
Serdar Kum, Mehmet Emin Debeş
doi: 10.5505/jems.2016.66376  Pages 175 - 187
1949 yılında ilk Gemi Trafik Hizmeti (GTH) İngiltere’nin Liverpool Limanında başlayıp, 1956 yılında Hollanda’da uygulanmaya devam etmiştir. Türkiye’de ise gemi trafiğinin yoğunluğunun artması ile 2003 yılında hizmete giren Türk Boğazları GTH ile başlayan Türkiye’deki suyolları ve limanlarını kullanan gemilerin deniz trafiğinin planlanması ve yönetimi her geçen yıl etkinliğini ve gerekliliğini artırmaktadır. 2008 yılında stratejik kararlar gereği beş yeni alanda GTH kurulumu için fizibilite çalışmaları başlatılmıştır. Bu alanlar; İzmit Körfezi, İzmir Körfezi ve Aliağa Bölgesi, İskenderun Körfezi ve Mersin’dir. Doğu Akdeniz bölgesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nin konumu, önemli bir geçiş noktası üzerinde olması nedeniyle deniz trafiğinin izlenmesi önem arz etmektedir. Bu sebepten bu çalışma ile KKTC’de konumlandırılacak bir GTH sisteminin; Çevre (PEST: Politik, Ekonomik, Sosyal, Teknoloji) Analizi ile etki değerlendirmesi ve GZFT (Güçlü ve Zayıf Yönler ile Fırsat ve Tehditler) Analizi ile de gerekliliği değerlendirilmiştir. Ayrıca, saha çalışması yapılarak olası Trafik Gözetim İstasyonlarının (TGİ) yerlerinin uygunluğu irdelenmiştir. KKTC GTH’ın coğrafik ve stratejik açıdan değerlendirilmesi, dünyada KKTC’ye uygulanan ambargolara karşı GTH’ın etkisi ile hem TC hem de KKTC’nin sahip olacağı fırsat ve olanakların değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucu 10 adet TGİ için yapılan saha çalışması neticesinde 3 adet uygun GTH TGİ belirlenmiştir; Kormacit Burnu, Zafer Burnu ve Gazimağusa. Gazimağusa İstasyonunun ayrıca GTH Merkezi olarak planlamasının yapılmasının uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu istasyonların kapsama alanı dışında kalan bölgeler için de gemilerin izlenme ve takip edilmesinin Otomatik Tanımlama Sistemi (OTS) yardımı ile gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Özellikle bu bölgede geçiş yapan gemiler izlenerek ulusal ve uluslararası düzenlemere uygun, teknolojinin sağladığı imkanlardan faydalanarak bölgenin seyir, can, mal ve çevre emniyet ve güvenliğini arttırılabilecektir.
The first Vessel Traffic Service (VTS) started in 1949 in the Liverpool Port (UK) and it continued in Netherlands in 1956. In Turkey, planning and management of the marine traffic by using the waterways and ports in Turkey that started with Turkish Straits VTS which came into service in 2003 together with the increase in traffic density enhance its effectiveness and the necessity every year. Feasibility studies in five new areas have been initiated for the establishment of the VTS system by force of the strategic decision taken by the maritime authority in 2008. These areas are; Izmit Bay, Izmir Bay and Aliaga Region, Gulf of Iskenderun and Mersin. Monitoring of the marine traffic has an important place as the Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC) is an important transition point in the Eastern Mediterranean region. For this reason, the establishment of a VTS to be located in the TRNC with this study with Environmental (PEST: Political, Economic, Social, Technological) and SWOT (Strengths, Weakness, Opportunities, Threats) Analysis are performed. In addition, the possible locations of Traffic Monitoring Stations (TMS) have been carried out by the field study. Evaluation of TRNC VTS in geographical and strategic terms will benefit from the opportunities and facilities that both the Republic of Turkey and the TRNC will have as a part of the effect of VTS against the embargo imposed on the TRNC in the world. Three appropriate VTS TMSs have been chosen as a result of the field study carried out for 10 determined TMSs; Cape Kormakitis, Cape Apostolos Andreas and Famagusta. It is also concluded that it would be appropriate to plan the Famagusta Station as VTS Centre. It is assumed to monitor and track the vessels in the zones out of the coverage area of these stations by Automatic Identification System (AIS). Safety and security in the shipping, protection of navigation, life, property and the marine environment of the region will be enhanced by monitoring the vessels passing particularly through this region and by making use of the opportunities provided by technology in accordance with national and international regulations.




Copyright © 2019 JEMS
Lookus & OnlineMakale